Prof. Dr. Arda Lembet » Kadın Kalbinin Görüntülenmesi: Tanı Yöntemleri ve Önemi
Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde kadınlarda bir numaralı ölüm nedeni olmaya devam etmektedir. Buna rağmen kadınlarda kalp hastalığı, klinik pratikte hâlâ en sık eksik tanı alan ve yanlış yorumlanan hastalık gruplarından biridir.
Bu durum tesadüf değildir. Çünkü kadınlar kalp hastalığını erkeklerden farklı biyolojik mekanizmalarla geliştirir. Bu fark gözetilmeden uygulanan tarama ve tanı yaklaşımları, çoğu zaman yanlış bir güven hissine ve gecikmiş tanıya yol açar.
Kadın kalbini doğru değerlendirebilmek için, kullanılan görüntüleme yöntemlerini de bu biyolojiye göre yeniden düşünmek gerekir.
Kadınlarda kalp hastalığı çoğu zaman klasik olarak bilinen “büyük damar tıkanıklığı” modeliyle ilerlemez. Bunun yerine, kalbi besleyen daha küçük damarların etkilenmesi (küçük koroner damar tutulumu), damar iç yüzeyinin işlev bozukluğu (endotel disfonksiyonu) ve kalp kasında yaygın kanlanma bozuklukları (diffüz iskemi) ön plandadır.
Bu nedenle kadınlarda kalp sağlığını değerlendirirken her test aynı bilgiyi vermez. Doğru görüntüleme yöntemini seçmek, doğru tanıya ulaşmak açısından kritik öneme sahiptir.
Bu yazıda; kalp-damar görüntülemesinde kullanılan temel testlerden ileri teknolojilere uzanan bir çerçeve sunarak, hangi testin hangi durumda anlamlı olduğunu, nerede yetersiz kaldığını ve ne zaman bir üst basamağa geçilmesi gerektiğini ele alıyoruz.
Elektrokardiyogram (EKG) EKG, kalbin elektriksel aktivitesini ölçen ve genellikle ilk başvurulan testtir. Kalp ritim bozukluklarının saptanması, daha önce geçirilmiş kalp krizine ait izlerin görülmesi ve ani kanlanma bozukluklarının değerlendirilmesinde faydalıdır. Ancak kadınlarda, önemli bir kalp hastalığı olmasına rağmen EKG sıklıkla normal çıkabilir. Özellikle kalbin küçük damarlarını ilgilendiren durumlarda (mikrovasküler sorunlar) EKG’nin hastalığı yakalama gücü düşüktür. Bu nedenle EKG, iyi bir başlangıçtır; fakat kadınlarda kalp hastalığını dışlamak için tek başına yeterli değildir.
Transtorasik Ekokardiyografi (EKO) Eko, kalbin yapısını ve çalışma şeklini gösteren bir ultrason incelemesidir. Kalbin pompa gücü, kapakların durumu, kalp kası hastalıkları ve akciğer damar basınçları hakkında değerli bilgiler sunar. Ancak EKO, kalbi besleyen damarları doğrudan göstermez ve erken evredeki ya da küçük damarları ilgilendiren sorunlarda genellikle normal sonuç verir. Bu nedenle yapısal değerlendirme için çok güçlüdür; ancak kanlanma bozukluklarını saptamak için uygun bir tarama testi değildir.
Efor Testi (treadmill ya da stres EKG) Efor testi, kişinin yürüyüş bandında egzersiz yaparken kalbinin verdiği yanıtı değerlendirir. Egzersiz kapasitesi ve eforla ortaya çıkan şikâyetler hakkında bilgi sağlar. Ancak kadınlarda hormonal farklılıklar, başlangıç EKG’sindeki değişiklikler ve testin doğası gereği, yanlış olumlu ya da yanlış olumsuz sonuçlar daha sık görülür. Özellikle küçük damar kaynaklı kanlanma bozukluklarını yakalamada yetersizdir ve tek başına güvenilir bir tanı aracı olarak kabul edilmez.
Koroner Anjiyografi (KAG), kalbi besleyen büyük damarların doğrudan görüntülendiği girişimsel bir işlemdir. Büyük damar tıkanıklıklarını saptamak ve gerekirse stent ya da benzeri girişimlere karar vermek için önemlidir.
Ancak kadınlarda sık görülen bir tablo olan INOCA’da (damarlarda belirgin tıkanıklık olmadan gelişen kanlanma bozukluğu), anjiyografi “normal” görünebilir. Bu da hastalık olmadığı anlamına gelmez ve kadınlarda kalp hastalığının sıkça atlanmasının temel nedenlerinden biridir.
Koroner Kalsiyum Skoru (CAC) Koroner kalsiyum skoru, kalp damarlarında birikmiş kireçli plak miktarını ölçerek, henüz belirti vermemiş damar sertliğini (erken ateroskleroz) saptamada kullanılır. Özellikle menopoz öncesi geçiş dönemi ve menopoz sonrasında, gelecekteki kalp-damar riskini öngörmede güçlü bir göstergedir. Ancak kireç içermeyen plakları ve küçük damar hastalığını göstermez. Buna rağmen, şikâyeti olmayan ama risk taşıyan kadınlar için değerli bir ilk basamak testidir.
Koroner BT Anjiyografi (CCTA) CCTA, kalp damarlarını tomografi ile ayrıntılı biçimde gösteren, anjiyografiye girişimsiz bir alternatiftir. Hem kireçli hem de kireçsiz plakları değerlendirebilir, damarın yapısını ve riskli plak özelliklerini ortaya koyabilir. Ancak küçük damar fonksiyonunu doğrudan göstermez, radyasyon ve kontrast madde içerir ve yaygın, hafif ama yayılmış damar hastalığında sınırlı bilgi sunar. Bu nedenle herkes için bir tarama testi olarak kullanılmaz.
Yeni Nesil Yaklaşım: Foton Sayımlı CCTA Yeni nesil foton sayımlı CCTA, daha net görüntü, küçük damarların daha iyi seçilmesi ve daha düşük radyasyon gibi avantajlar sunar. Ancak bu ileri teknoloji bile küçük damar ve damar iç yüzeyi işlev bozukluklarını (mikrovasküler ve endotel sorunlarını) doğrudan gösteremez. Yani güçlüdür, fakat tek başına her sorunun cevabı değildir.
Stres Kardiyak MR Stres kardiyak MR, kadınlarda kalp kasının kanlanmasını ve doku yapısını en ayrıntılı şekilde değerlendiren yöntemlerden biridir. Küçük damar kaynaklı kanlanma bozukluklarını, yaygın perfüzyon sorunlarını, kalp kasındaki sertleşme ve iltihaplanmayı yüksek doğrulukla gösterebilir. Radyasyon içermemesi ve özellikle INOCA tanısındaki başarısı nedeniyle, şikâyeti olan kadınlarda en değerli ileri testlerden biri kabul edilir.
Kardiyak PET Kardiyak PET, kalp damarlarındaki kan akımını sayısal olarak ölçerek küçük damar fonksiyonunu objektif şekilde değerlendirebilen en hassas yöntemdir. Ancak radyasyon içermesi, her merkezde bulunmaması ve maliyetinin yüksek olması nedeniyle genellikle daha karmaşık ve seçilmiş vakalarda tercih edilir.
Şikâyeti olmayan kadınlarda değerlendirme; EKG ve EKO ile başlayıp, koroner kalsiyum skoru ile derinleştirilmeli ve kişisel risklere göre koruyucu bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Şikâyeti olan kadınlarda ise yalnızca efor testine güvenilmemeli; öncelik stres kardiyak MR’a verilmelidir. Gerektiğinde kardiyak PET ile daha ayrıntılı fizyolojik değerlendirme yapılabilir. Bu süreçte “normal EKG”, “normal EKO” ya da “normal anjiyografi” sonuçlarının kesin bir güvence olmadığı mutlaka akılda tutulmalıdır.
Kadınlarda kalp hastalığı yalnızca “damar tıkanıklığı” meselesi değildir. Bu hastalık; damarların iç yüzey sağlığı, küçük damarlar ve kan akımının düzenlenmesiyle yakından ilişkilidir. Doğru görüntüleme yöntemini seçmek, yanlış bir rahatlık hissi ile kaçırılmış bir tanı arasındaki farkı belirleyebilir. Kadınlara özel bir kardiyovasküler yaklaşım, klasik alışkanlıkların ötesine geçmeyi ve kadın biyolojisini merkeze alan tanı stratejilerini benimsemeyi gerektirir. Kendi kalp sağlığınızla ilgili bazı soruları yeniden düşünüyorsanız, doğru soruları doğru zamanda sormak önemli bir adımdır. Belirtiler sessiz olabilir; her test her zaman yanıt vermeyebilir. Kalp sağlığını bütüncül bir bakışla ele almak, çoğu zaman erken farkındalığın en güçlü aracıdır.